obama israilin işine gelmiyor

Obama sorun olmaya başladı!
Ortadoğu’da denklem değişirken İsrail ABD’nin yeni politikasından duyulan rahatsızlığı her geçen gün daha da açık bir şekilde ifade ediyor. Bu kez konuşan İsrail istihbaratı: Obama İsrail’i tehlikeye atıyor. iyibilgi Washington


Ortadoğu’da hiçbir şey eskisi gibi değil… Bölge denklemleri hiç olmadığı kadar hızlı değişiyor. Ve artık geleceğin nasıl şekilleneceğine ilişkin sorunun üzerindeki örtü de kalkıyor.

Aslında ABD’nin bölgeye bakışı ve Ortadoğu’da yaşanan dönüşüm Soğuk Savaş sonrası döneme kadar geriye götürülebilir. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle Rusya gibi etkin bir gücün geri çekilmesinin ardından ABD’nin Körfez harekatıyla Ortadoğu üzerinde etkinliğini artırması önemli bir başlangıçtı. Ancak özellikle 1999 yılının ardından bölgede hesaplar radikal bir şekilde değişti. Rusya dünya sahnesine yeniden geri dönerken, ABD’ye rağmen yükselen AB, Hindistan, Çin, Endonezya, İran ve Türkiye gibi küresel ve bölgesel güçler Washington’un tek kutuplu küresel hegemonyasını sarsmaya başladı. İşte bu tarihten sonra enerji kaynaklarının kontrolü dünya geleceğine yön vermek açısından önemli hale geldi. Sırasıyla 11 Eylül saldırısı, Afganistan ve Irak savaşları gerçekleşti.

Tüm bunlar olurken ABD’nin bölgeye damgasını vurması İsrail’i rahatlatan bir faktör olarak ortaya çıktı. Ancak Irak’ta yaşananlar, ABD’nin başarısız olması, Afganistan’da koalisyon güçlerinin Kabil’in dışında etkinlik gösterememesi ve artık ABD’ye alternatif güçlerin seslerini duyurmaya başlaması, örneğin Türkiye’nin artık ABD’ye ortadoğuda zarar verebilecek ya da işleri kolaylaştırabilecek yetkinlik ve etkinliğe kavuşması ikinci Bush döneminde planların değiştirilmesine, ABD’nin yeniden realist çizgiye dönmesine neden oldu.

Aslına bakılırsa İsrail’in stratejik zekası bunu görmekte gecikmedi. Kim ne derse desin, İsrail’in bundan birkaç yıl öce gerçekleştirdiği Lübnan operasyonu bu kötü gidişatın sonucu tahmin edildiğinden kendisine bir yaşam alanı açma çabasından başka bir şey değildi.

Ancak Atlantik ötesinde değişim daha hızlı gerçekleşti. Ya da Washington dünya stratejik haritasında yaşanan ani kırılmaya kendinisi elinden geldiğince çabuk adapte etmeye çalıştı. Başkan Obama’nın Beyaz Saray’daki Başkanlık koltuğuna oturması şüphesiz bu adaptasyon çabasının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Şimdi başkan Obama yeni Amerikan realizminin dışpolitika tercihlerini uyguluyor. Obama’nın ilk yurtdışı gezisine Türkiye’ye katması bu tarihi dönüşümün kaydadeğer simgelerinden birisi oldu. Obama’nın dışpolitika tercihlerinde şu esaslar önplana çıkıyor: Tek taraflı yaklaşımdan vazgeçme, demokrasinin güçlenmesi, kırılan kalplerin onarılması yani yumuşak gücün yeniden etkin hale getirilmesi…

ABD Başkanı Obama yumuşak gücü tekrar hakim kılabilmek amacıyla İslam dünyasıyla önemli bir diyalog arayışında. İlk röportajını El Arabiya televizyonuna veriyor, ilk yurtdışı gezisini Türkiye’ye yapıyor. Bu yeni yaklaşımın İsrail’in çıkarlarıyla örtüşmediği belirtiliyor. Sebebi çok basit: İsrail karşısında İran ile diyalog yanlısı, İslam dünyası ile yakınlaşan ve Ortadoğu sorununun çözümü için baskı kuran yeni bir ABD yönetimi ile karşı karşıya… Üstelik bu politika değişikliği İsrail’de de olumsuz yöne doğru bir değşim yaşanırken gerçekleşiyor. ABD yeni strateisiyla dünya standartlarına yaklaşırken İsrail Netenyahu liderliğindeki yeni yönetimiyle marjinalleşiyor.

İsrail bu durumdan rahatsız… Bunun son örneği İsrail ordu istihbaratının başındaki isim Amos Yadlin’in sözleri… Yadlin Obama’nın Ortadoğu politikasının İsrail’i zor durumda bırakacağını söylüyor. Hamas’ı kastederek Obama’nın “radikal” örgütlerle görüşme yoluyla Ortadoğu barış sürecini canlandırmaya çalıştığına dikkat çeken Yadlin Obama’nın barış görüşmelerinde merkezi bir rol üstlenmeye çalıştığını belirtiyor.

Bu arada Ortadoğu barışıyla ilgili Washington’da konuşulanları da aktaralım: İsrail’in Suriye ile görüşmelere yeniden başlamaya hazırlandığı, Türkiye’nin bu konuda yeniden moderatörlük yapacağı söyleniyor. Ancak İsrail’in kafası şu konuda karışmış durumda: Suriye ve Filistinlilerle ayrı ayrı mı anlaşma yapalım, yoksa hem Suriye hem de Filistinlilerle aynı zamanda mı masaya oturalım. Yani İsrail artık masaya oturmayı kabullenmişe benziyor. Ancak bunu nasıl yapacağını kararlaştırmaya çalışıyor. Burada kimileri Netenyahu hükümetinin elinden geldiğince bu süreci erteleyeceğini ve “barışın sorumluluğunu” kendisinden sonraki hükümete atmaya çalışacağını söylüyor. Ancak size sürpriz bir haber verelim: Netenyahu hükümetinin ne kadar görevde kalacağı soru işareti olmaya başlıyor. Zira Netenyahu ve Lieberman hakkında bazı davalar açılabilir deniyor. Bu şu anlama geliyor: Bölgesel şartlar İsrail’i masaya oturmaya zorluyor. Bu hükümet oturmazsa yerine gelecek hükümet o masaya oturmak zorunda gibi görünüyor.

İyibilgi.com

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !