kütahyadan üç kıtaya

Kütahya’dan üç kıtaya…

Kemal Çiftçi

k.ciftci@yedirenk.com 

Geçtiğimiz hafta sonu Kütahya’dan mükemmel bir organizasyon gerçekleşti. TASCA’nın öncülüğünde, Kütahya Valiliği, Kütahya Belediyesi, Emet Belediyesi, Tavşanlı Belediyesi, Tavşanlı Sanayi ve Ticaret Odası ile Dumlupınar Üniversitelerinin katılımlarıyla devasa bir etkinlik yapıldı. 25 kadar Arap ülkesinden gazeteciler, diplomatlar ve işadamları Kütahya ve ilçelerinde 1 hafta boyunca ağırlandı. Bölge hakkında detaylı sunumlar yapıldı.  

Kütahya, tarih, tabiat, zengin doğal kaynaklar, özellikle bor ve jeotermal açısından Türkiye’nin en önemli şehri. Coğrafi konumu itibariyle de çok merkezi bir noktada yer alıyor.   

Emet ilçesine girdiğimizde Mehterle karşılandık. Osmanlı’nın kurulduğu topraklarda başlayan böylesi anlamlı bir adım, umarız kültürel ve tarihi bağlarımızın daha da güçlenmesine vesile olur.. 

Organizasyonda yer elan kurumlar arasında son derece uyumlu bir işbirliğinin olması takdire şayandı gerçekten. Ancak bir konudaki merakımı da gideremedim. Zira böylesi uluslar arası bir toplantıda, üstelik 6 kadar büyükelçi ve konsolosun bulunduğu bir ortamda Kütahya valisini görememek protokol kuralları açısından da hoş olmadı. Tüm belediye başkanlarının, bölge milletvekili Sayın Hüseyin Tuğcu’nun, sanayi ve ticaret odası yöneticilerinin, çok sayıda işadamının bulunduğu bir ortamda, üstelik yöre halkının ve esnafın büyük bir coşkuyla misafirleri karşıladığı, gönülden ikram yaptığı bir manzarayı sayın valinin görmemesi büyük eksiklikti. Zira Araplar ile olan dostluk ve kardeşliğimiz sözlerle anlatılamayacak kadar derin. Bunun için iki tane örnek vermek istiyorum. 

TASCA başkanı Dr. Muhammed Adil konuşmasından nakledeceğim şu cümleler çok anlamlıydı: “Bana ne zaman Türk vatandaşı olduğumu soruyorlar. Ben doğuştan Türk vatandaşıyım. Evet, yakın zamanda resmen Türk vatandaşı oldum. Ama bu bir formaliteden öte değildi. Zira 1956 yılına kadar ülkemiz Tunus’un başkenti İstanbul, bayrağı ise Türk bayrağı idi.” 

Bir başka örnek ise Suriye asıllı ünlü gazeteci Muhammed Fatih El Rawi. Londra’da yaşayan bu gazetecinin ismi dikkatimi çekti. Kendisinden açıklama istediğimde şunu söyledi: “Ben dünyaya geldiğimde babamın saygı duyduğu bir alim bana Fatih Sultan Mehmet isminin verilmesini istemiş. Babam da kabul etmiş. Bununun sebebi ise Osmanlı’ya duyduğumuz muhabbet ve hayranlık.” İşte bu, aysbergin sadece görünen yüzü.  Araplar ile olan bağlarımız çok daha sağlam ve derinlerde. 

Osmanlı, Domaniç yaylasından üç kıtaya yayıldı. İnşallah bu hareket de Kütahya’dan çıkıp dalga dalga tüm dünyayı sarar. Dileğimiz, diğer illerin de benzer faaliyetlerle kendilerini dünyaya tanıtmaları; bu yolla bölgelerine sosyal, kültürel ve ekonomik katkıda bulunmaları. Bu organizasyonda emeği geçen herkesi tebrik ediyor, güzelliklere vesile olmasını temenni ediyorum.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !