Embed

Kıyamet kapısının son bekçisi: TÜRKLER!


Kıyamet kapısının son bekçisi: TÜRKLER!
ABD ‘canavarı’ kelepçeleyecek zincirin halkalarını tek tek tamamladı! Cheney’in son Ortadoğu ziyaretinin ülkeleri zayıf ‘kuşkulu’ halkaları oluşturuyordu. Şimdi hepsi tamam, biri eksik! O eksik bakla Türkiye! Ankara bu kadar hengame içinde, kıyamet zincirini ‘birleştirip’, Pers yaratığını hapsedecek son halka olup olmayacağına karar verecek! Böylece bir anlamda ‘kıyamet kapısının önündeki son bekçi’ olacak. iyibilgi Ankara


Korkulan olacak gibi. II. Bush hanedanı “sarayı” terk etmeden önce, ezeli ve ebedi düşmanı İran’ı, bağlı olarak tüm Ortadoğu’nun kadim coğrafyasını felakete sürükleyecek gibi.

Son bir aydır bu konuda kuvvetli işaretler geliyor. Tabii en güçlüsü, ABD İkinci Başkanı Richard B. Cheney (Türkiye’de ve dünyada bilinen ismiyle Dick Cheney’in), Ortadoğu’daki “bazı” ülkeleri kapsayan 9 günlük ve Ankara’da sonlanacak ziyareti!

Beyaz Saray’ın resmi gezi açıklamasına göre bu ülkeler, Oman, Suudi Arabistan, Irak, İsrail ve Türkiye. Diğer ülkelerle konuştuklarının ne olduğu pek az biliniyor.

Ama Türkiye’de konuşacakları konusunda spekülasyon çok bol. Afganistan’a asker göndermeden füze kalkanına, PKK’dan Irak’a kadar bir seri senaryo yürütülüyor.

Yine de bu projeksiyonlar içinde en az yer bulanı İran konusu. Daha doğrusu İran’a olası bir saldırının gündeme gelip gelmeyeceği sorusu.

Türkiye’de bu maddenin üzerinde yoğun durulmuyor. Ama dünyada durum öyle değil. “İlgili ülkeler”in çoğu diğer maddeleri hiç saymıyor. Bu elbette konuşulmayacak anlamına gelmiyor ama asal dosyanın üzerin “İran” yazdığına inanılıyor.

Uygun adam, uygun harita!

Gerçekten de hem ziyaretçinin kişiliği hem de Ankara’ya gelene değin izlediği rota bu ipuçlarını taşıyor. Cheney, Bush iktidarı Amerika’da göreve geldiğinden beri Ortadoğu’ya ilişkin tüm sorunları “keskin” planlarla çözmeye çalıştı ve İsrail’i odak alan bir bakışla “BOP” ve savaş planlarını geliştirdi, uyguladı.

Cheney’in tam tanımı bu. O ABD’nin savaşçı prensi. Esasen harita da bu işareti veriyor. İran bugün tam anlamıyla bir kuşatma altında. Birleşliş Milletler veya Irak’a müdehale eden müttefik güçlerin baskılarından bahsetmiyoruz.

Yalın haritaya göre, İran’ın çevresi tam bir Amerikan hakimiyeti altında. Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Oman, Irak, Pakistan ve Afganistan tam anlamıyla ya ABD hakimiyeti altında ya da ağır etkisi altındaki ülkeler.

MOSSAD’a göre zincirdeki her ülkenin İran savaşındaki önemi ne? Ülkelerin “gizli” anatomisi için TIKLAYINIZ…

Elbette en önemlisi Türkiye. Zira Ankara bu ülkelerden farklı olarak İran’la sadece sınır ortağı değil, aynı zamanda siyasi, tarihi, diplomatik ve ticari geçmişi eski ve güçlü ülke.

Zaten Cheney’in son ziyaret rotasına bakıldığında adı geçen ülkelerin böylesi olası bir İran savaşı durumunda en kritik ülkeler olacağı hemen anlaşılıyor. Oman, Basra Körfezi ile Oman Körfezi’nin tam ortasında, İran’ın tam karşısında “ilginç bir burna” sahip.

O burun iki körfezi de tıkayacak stratejik uzunlukta. Ama zengin olmasına rağmen küçük bir ülke İran’dan korkuyor. Diğer taraftan ABD dediklerini dinliyor. Suudi Arabistan’da hiç sorun yok. O hazır.

Kuveyt’de de biraz korku var. Geçmiş deneyimleri, Irak ile İran tam körfezde buluştukları noktada bulunan bu ülkenin parlamentosu-teşbihte hata olmaz-bu konuda biraz mızmızlanıyordu.

Ama mesele “dün” çözüldü. Dün derken gerçekten “dün” kastediyoruz. Kuveyt emiri parlamentoyu fesh etti ve yönetimi belirsiz bir süre için eline aldı. Yani mesele çözüldü.

Irak için diyecek bir şey zaten yok. Orası ABD toprağı. Tıpkı Afganistan gibi! Pakistan ise zaten ABD’nin ağzının içine bakıyor ve en ufak yanlış anlamada, ABD’nin arkasından çekileceğini, zaten karışık olan ülkesinin raydan çıkacağını biliyor.

Yani ‘ring’ tamam. Bir eksikle. Türkiye bu zincirin bir baklası olmak konusunda çok hevesli değil. Oysa ABD’ye göre olmak durumunda. Türkiye olmadan kıyametin kapıları açılmıyor! Peki Türkiye “evet” der mi?

‘Türkiye batarsa dünya batar!’ Genelkurmay’ın davetlisi ve dünyanın en ünlü terör uzmanı Prof. Yonah Alexander’ın bu sözlerinin “nedeni” için TIKLAYINIZ…

Bu sorunun Türkiye’nin dış politikasından çok şu sıralar biraz iç politikası ile ilgisi bulunuyor. Ankara ABD’nin olası taleplerine karşı biraz “hassas” günlerden geçiyor.

İktidar partisi hakkında açılması istenen kapatma davası, AKP hükümetini “dış siyasi desteğe” oldukça bağımlı hale getiriyor. Öte yandan terör örgütü, Kuzey Irak bağlamında “güvenlik” sorunları Ankara’yı düşündürüyor.

Cheney’in taleplerinden biri olacağı söylenen “Afganistan’a ek Türk askeri” söylemi, Genelkurmay Başkanı tarafından ciddi ifadelerde red edildi ama, ketumluğu ile meşhur Dışişleri Bakanı Babacan bu konu hakkında oldukça ilginç konuştu!

“Biz kendi terörle mücadelemiz ve Afganistan’daki terörle mücadele arasında bir denge kurup, önümüzdeki günlerde bununla ilgili bazı kararlar vereceğiz. Askeri konularda önümüzdeki dönemde spesifik kararlar vereceğiz.”

Doğrusu her kelimesi üzerinde durulması gereken ve Cheney ziyaretinde saatler önce yapılmış bir açıklama.

Yine de Ankara’nın İran’ı hedef alan bir askeri seçeneği kabul etmekte zorlanacağı aşikar. Türkiye, İran’ı karşı bir operasyonun parçası olarak görünmenin uzun vade getirilerini ve götürülerini iyi hesaplamak zorunda.

Çünkü kıyametin kapısı bir kez açıldığında içeride bekleyenlerin ne olacağını kestirmek, dahası kontrol etmek imkansız.

ABD, bu son savaşı kendi uhrevi beklentilerine uygun görsede

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !