bu adam neyi niçin nasıl ve bu zamanda konuşuyor?

Burası Türkiye, Filistin değil!
İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı’nın sözleri yenilir yutulur cinsten değil… Zaten gerekli makamlar gerekli açıklamaları yaparak bu sözlere yanıt verdi. Peki, ne oldu da o komutan bu sözleri söyledi? İyibilgi kimsenin görmediğini işaret ediyor. iyibilgi analiz


Burası Türkiye, Filistin değil!

İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı General Avi Mizrahi, yabancı askerî temsilcilerin katıldığı bir toplantıda Başbakan Erdoğan'a 'aynaya bak' diye seslenerek, Ermeni meselesi, Kürt sorunu ve Kıbrıs'taki Türk askerî varlığına dikkat çekmiş. Türklerin uzun yıllar önce Ermenileri katlettiğini, aynı politikanın bugün de Kürtler üzerinde sürdürüldüğünü iddia etmiş, Erdoğan'ın İsrail'i Filistin topraklarını işgal etmekle suçladığını hatırlatarak Türkiye'nin de Kuzey Kıbrıs'ı işgal ettiğini ileri sürmüş. İsrailli general, Başbakan Erdoğan'ın İsrail'in BM'den çıkarılması çağrısına ilişkin olarak da "Böyle bir durumda, Türkiye de İsrail'in yanına eklenmelidir" diye konuşmuş.
Elbette bu sözler oldukça ciddiye alınması gereken sözler. Zira konuşan bir sivil toplum örgütü lideri ya da bir aktivist değil… İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı Avi Mizrahi… Söyleyenin koltuğu, söyleneni “yenilir yutulur” olmayan kalıba sokuyor.

Elçi apar topar çağrıldı

Durumun ciddiyetinin farkında olan Ankara, generale gerekli yanıtı üç koldan verdi. Önce Dışişleri Bakanlığı İsrail’in Ankara Büyülelçisi Gabby Levy'yi cumartesi günü olmasına rağmen apar topar bakanlığa çağırarak nota verdi ve izahat istedi. Dışişleri açıklamasında "Her türlü diplomatik teamüle, tarihi ve güncel gerçeklerle taban tabana zıt ifadeler içeren açıklama, Sayın Başbakanımıza ve ülkemize yönelik kabul edilemez ithamlar ve hezeyanlarda bulunması sebebiyle bir nota tevdi edilerek protesto edilmiştir. Ayrıca söz konusu beyanların mesnetsiz ve kabul edilemezliği vurgulanarak, bu durum hakkında İsrail makamlarından acilen izahat istenmiştir" dedi.

Menfaatler hatırlatıldı

Ancak bununla kalınmadı. Davos krizi sonrasında “ilişkiler mili menfaatler temelinde yürür” diyen Genelkurmay Başkanlığı çok sert bir açıklama yaparak “Basında yer aldığı şekliyle ve söz konusu kişiye atfedilen sözlerin gerçekleri saptıran, maksadını aşan, talihsiz, hiçbir şekilde kabul edilemez, bulunduğu görevin yetki ve sorumluluklarıyla bağdaşmayan ve en önemlisi de iki ülke arasındaki millî menfaatlere zarar verebilecek boyutta ifadeler olduğu değerlendirilmiştir" dedi. Genelkurmay’ın açıklamasındaki “millî menfaatlere zarar verebilecek boyutta ifadeler” kısmı dikkat çekiciydi. Bununla da kalınmadı… Hükümet sözcüsü ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek, açıklamaların "sorumsuz, insafsız, hasmane ve tarihi gerçeklerle bağdaşmadığını" söyledi.

İsrail kendini savundu

Ankara’nın sert tepkisinin ardından dün akşam saatlerinde İsrail ordusundan açıklama geldi: "Bunlar komutanın kişisel görüşleridir ve orduyu bağlamaz. Bu açıklamaların İsrail Silahlı Kuvvetleri ile bir ilgisi yoktur." İsrail'in Ankara Büyükelçisi Gabby Levy de Dışişlerine benzer bir açıklamada bulundu. Büyükelçi Levy 1915 olayları konusunda İsrail'in tutumunun açık olduğunu belirterek bu yaklaşımın kesinlikle değişmediğini bildirdi. Levy, terör örgütü PKK ile mücadelede İsrail'in Türkiye'yi desteklediğini de ifade ederek bu konuda da Tel Aviv yönetiminin duruşunun aynı olduğunu kaydetti. Gabby Levy, İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı'nın sözlerinin "tamamen kişisel görüşten ibaret" olduğunun altını çizdi.

Komutan neden konuştu?
Tüm yaşananların ardından şimdi şu soruyu soralım: İsrailli komutan neden böyle konuştu? Oysa İsrail, özellikle İsrail basını, Davos krizinin ardından sürekli Erdoğan’ı hedef alan yayınlar yaptı ve Türk Silahlı Kuvvetlerini bu eleştirilerin dışında tuttu. Üstelik Jerusalem Post, Haaretz ve Yedioth Ahranoth gibi önde gelen gazetelerde yazılan analiz ve yorumlarda Türkiye’de silahlı kuvvetler ile hükümet arasında İsrail ile ilişkiler konusunda bir ayrım olduğu ima edildi. İktidar partisi ve Erdoğan’a yüklenilirken, silahlı kuvvetlerin “Türkiye’nin laik bekçisi” olduğunun alı çizildi. Her halde amaç Türkiye’de yaşanan iç tartışmalardan yararlanarak, fay hatların nüfuz etmekti. Yani içerideki siyasi kırılmaları kullanarak kendince Türkiye cumhuriyeti hükümetini zayıf düşürmek.

Aslına bakılırsa İsrail bunu Filistin’de başardı. Arafat’ın liderliğindeki el-Fetih’in gücünü zayıflatmak için Hamas’ın kurulmasını el altından destekledi. İçeride ikilik oluşturmasını bildi. Şimdi de o ikiliği kullanıyor. Gazze operasyonu sırasında yaşananlar tamamen bunun ürünü. Örneğin Mahmut Abbas, 1300 kişinin öldüğü “Hamas’a yönelik” operasyona es çıkarmadı. İsrail Filistin’deki fay hatlarının üzerine oynamayı başardı.

İlişkiler gözden geçirilebilir

Galiba, benzer bir şeyi Türkiye üzerinde yapmaya çalıştılar. Ancak Türkiye’nin Filistin olmadığını, Türkiye’de kadim bir devlet geleneğinin bulunduğunu, Ankara’nın dışarıdan gelecek bir eleştiriye “topyekun” dik duracağını kavrayamadılar. Önce “acaba silahlı kuvvetler bizimle hareket eder mi” diye düşünüp analizlerle mesaj vermeye kalktılar. Bunu başaramayınca da kızdılar ve tüm Türkiye’yi hedef alan o açıklamayı yaptılar. Galiba bu noktada Cumhurbaşkanı Gül’ün Davos konusunda söylediklerini İsrailli ‘dostlarımıza’ hatırlatmak gerekiyor: “Türkiye'nin gücünden herkesin faydalanması gerekir. Faydalanmak istemeyen varsa o da kendi bileceği bir iştir.” Yoksa işler Genelkurmay’ın açıklamasındaki o noktaya varacak: “menfaatler zarar görebilir.” Yani ilişkiler gözden geçirebilir…

İyibilgi.com

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !