amrikanın parçalanış paramaetreleri


Amerika ‘Birleşik’ Devletleri’nin ‘parçalanış’ parametreleri!

Diğer ordular da nasıldır bilmiyorum...

“Son Kale” (Last Castle) isimli filmde görmüştüm...

Saldırı “içeriden” veya dışarıdan fark etmez...

ABD’de bir kalenin ele geçirildiğini/düştüğünü dışardakileri ispat etmenin askeri yolu, "bayrağı göndere ters çekmek"miş...

           *   *   *

Amerika’da hem ülke içinde hem de dışarıda nefret uyandıran 8 yıllık eski iktidarın bedelini yeni Beyaz Saray yönetimi ödüyor.

Önümüzdeki bu süreç ABD dış politikasının “etkilerini” sınırlayacak.

Ama ben bugün “iç etkilere” değinmek istiyorum.

Amerika “Birleşik” Devletleri’nin bir gün muhakkak “dağılacağına” ilişkin kanaat, genellikle “anti-Amerikan” ve "radikal" söylemler içeren dış kesimlerde-esasen bir çok Batılı bilim adamının ağzından da-sıkça duyulur.

Politik ve ekonomik tahlillerden öte, daha çok “ideolojik temenni” sayılan bu beklenti, “bugün” farklı bir olasılığa yükseldi mi?

İlginç bir soru!

           *   *   *

Washington’un yıllar süren “tek kutuplu dünya” dayatmasınının, yolun sonuna geldiği açık.

Bunu Amerikalılar da söylüyor. Beyaz Saray’ın “daha çok dinleyeceğiz, daha çok dialoğa gireceğiz” söyleminin ardında bu var.

Ülkenin dış politika eksenini yaşamsal bir hegemonya olmaya bağlayan görüşler açısından bu zaten bir kriz!

Ancak tek kriz değil. Global ekonomik krizin siklonunda bulunan ABD, daha büyük bir tehlike ile karşılaşabilir!

Bu iki krizle harmanlanan iç dengelerin kayması, sosyal patlamaların kontrolden çıkmasını getirebilir.

Önerme, dediğim gibi genellikle ideolojik temennilerden hayli besleniyor ve böylesi bir durumun memnun edeceği kesim de çok.

Ama bu ihtimal bir ilüzyon mu yoksa üzerinde durulması gereken, gerçek delilleri, en azından karineleri olan bir öngörü mü?

           *   *   *

Çin’in ekonomik krizden yeterince korunmak adına teklif ettiği, “dolar dışında” bir paranın yaratılması ve ticarette kullanılması fikri, ABD tarafından elinin tersiyle itildi.

Dolar’ın oyun dışı bırakılması elbette ABD için kabul edilir değil.

Fakat ABD içinde aynı fikirde olmayanlar var...

10 Nisan tarihli Daily Telegraph Gazetesi’nden aktarıyorum; “ABD’de yerel tüketimi artırıp para sirkülasyonunu korumak için kendi yerel para birimlerini basan topluluk sayısı 75’i aştı!”

“Nasıl yani” diyorsanız, o para birimlerinin isimlerini de yazayım; “Bay Back, Detroit Cheer, BerkSare, Ithaca Hour” vb...

Üstelik bu yasal!

Yani Amerikalılar, krizin ağır etkisinden kurtulmak için kendi para birimlerinden kaçıyor.

           *   *   *

Amerika’da hızla erozyona uğrayan, "bileştirici ortak nokta”lardan biri de din...

20 Nisan tarihli yazımda değinmiştim. Şu an ABD manevi dünyası, ülke ruhunun ana arterlerinden sayılan Hıristiyanlık değerlerinde ciddi bir aşınma olduğunu konuşuyor.

Yani dünyanın diğer bölgelerinden pek fark edilmeyen, “uhrevi bir kriz de” söz konusu...

O yazımda, “ABD Dinsel Kimlik Araştırması”ndan bazı sonuçlar vermiştim. Bugün de Newsweek’in yeni yaptığı bir araştırmanın sonuçlarını vereyim...

Ülkede dinin yaşanan sorunlara yanıt olabileceğini düşünen Amerikalılar’ın sayısı bugüne kadarki en düşük orana gerilemiş. (Yüzde 48) Bush ve Clinton döneminde bu rakam yüzde 58’in altına hiç inmemişti.

ABD’de dinin etkisi o denli önemsenir ki, açık biçimde “milli güvenlikle” ilişkilendirilir. Özetle “post-Hıristiyanlık” sürecinin de ülkede bir dalgalanma yarattığını, yaratacağını işaretlemek gerekiyor.

           *   *   *

Bunlar bir ülkenin sosyal patlamalarla ve belki eyaletler özelinde çözüleceğini iddia etmek için yeterli mi?

Değil.

Peki ya politik kayma?.. ABD bilindiği gibi iki ana partinin neredeyse sırayla Washington’a oturması sistematiğine dayanan ritmik bir siyasi üsluba sahip.

Her iki parti de esasen “sağ”dır. Renk farklılıkları galibi belirler. Daha az liberal veya daha çok liberal, daha az sosyal kaygı taşıyan veya taşımayan gibi.

Bugün durum daha farklı...

Barack Obama’nın bu “kırmızı çizgileri” aştığını (ama azıcık) bir çok görüş var ülkede. Belirleyici mi? Hayır ama bir değişiklik var.

Belirleyici olan ne? Bugünkü Sabah’ta Erdal Şafak’ın köşesinden çalıyorum; “ABD tarihinde ilk kez halkın ciddi bir bölümünün (Yüzde 30'un üstünde) ‘sosyalizmi’ ciddi bir seçenek olarak görmeye başlaması.”

Oysa siyasi analizcilerin ve sosyologların iyi bildiği gibi, ağır ekonomik krizler toplumu “genellikle” daha da “sağa” iter.

O da var...

ABD İç Güvenlik Bakanlığı Raporu açıkça itiraf ediyor ki, “aşırı sağ” güçleniyor. "Zıtlar yükseliyor."

Şiddet görüntüleri de medyaya sık yansıyor.

Toplu cinayetler gibi. Bir cinnet anında ailesinin tüm üyelerini öldürüp intihar eden işsiz haberleri duyuluyor.

Esasen ekonomik, politik, manevi dalgalanmalardan geçen ülkelerde bunlar dahi normal sayılabilir.

Ama bence şu normal değil...

Amerikan hükümeti “kitlesel şiddete” karşı “ülkenin önemli kentlerinde silahlı kuvvetleri alarmda tutuyor”.

           *   *   *

Örneklere bazı spesifik eyaletlerin "diklenmesi"ni de ekleyebiliriz. 14 Nisan'da Teksas Eyaleti'nin valisi Rick Perry, federal hükümete karşı "bağımsızlık iması"nda bulunan ilginç bir konuşma yaptı...

"Federal hükümet Amerikalıları vergiler, kamusal harcamalar ve borçlarla boğuyor. Texaslılar'ın sabırları taştığında birlikten ayrılmak isteyebilirler".

Valinin konuşması dinleyenler tarafından sık sık "birlikten ayrılalım" sloganlarıyla kesildi...

          *   *   *

Girizgahı sinema ile yaptık, finali de öyle yapalım...

“Kuşatma” (Siege) filminde (General) Bruce Willis, New York kentine ordunun girmesini ve şüphelileri toplama kamplarına almasını isteyen sivillere şöyle diyordu...

“Ordu çakı değildir!”

Ve bugün biliyoruz ki, ABD ülkenin belli bölgelerinde sessiz sedasız “toplama kampları” inşa ediyor!



Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !